Skip to content

Ses Getiren | Gündem ve Bilgi

Ses Getiren: güncel gelişmeler ve yaşamdan faydalı bilgiler

  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Haber
  • Tanıtım
  • İletişim
  • Reklam
  • Home
  • Eğitim
  • Özgür Özel’den Le Monde’a çarpıcı yazı: ‘Bu sürecin kırılma noktası…’

Özgür Özel’den Le Monde’a çarpıcı yazı: ‘Bu sürecin kırılma noktası…’

Asli Kilic 7 Ağustos 2026

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Fransa’da yayın yapan Le Monde gazetesi için dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Özel, yazısında, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan artık yalnızca demokrasiyi geriletmiyor. Muhalefet partilerinin kâğıt üzerinde varlığını sürdürdüğü, ancak iktidara gelmelerinin fiilen imkânsız hale getirildiği yeni bir siyasi düzen inşa etmeye çalışıyor” eleştirisinde bulundu.

“YENİ Parti olarak biz farklı bir gelecek öneriyoruz” diyen Özel, “Türkiye’nin yönünün demokrasilerden yana olduğuna inanıyoruz. Avrupa’yı dinin, etnik kökenin ya da medeniyetin belirlediği kapalı bir kulüp olarak değil ortak değerler etrafında buluşmuş bir siyasi topluluk olarak görüyoruz. Türkiye de bu topluluğa yalnızca askerî gücüyle değil güçlü demokrasisi, dinamik toplumu ve kurumlarıyla katkı sunabilir” ifadelerini kullandı.

“BEKLENTİMİZ ÇOK DAHA BASİT…”

“Türkiye’nin demokratik geleceğine elbette Türk milleti karar verecektir” ifadesini kullanan Özel, “Biz müttefiklerimizden Türkiye’nin siyasetini belirlemelerini istemiyoruz. Beklentimiz çok daha basit: Demokratik gerilemenin hiçbir stratejik sonuç doğurmadığını varsaymaktan vazgeçmeleri” dedi.

Özgür Özel’in yazısının tamamı şöyle:

“Avrupa, Türkiye’ye uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak göç, güvenlik ve jeopolitik merceğinden baktı. Oysa bugün Türkiye’de çok daha temel bir mesele belirleniyor: Seçimlerin yapılmaya devam ettiği, ancak siyasi rekabetin giderek ortadan kaldırıldığı bir ülkede demokrasi ayakta kalabilir mi?

Bu yalnızca Türkiye’nin iç siyasetini ilgilendiren bir sorun olmanın ötesinde NATO’nun en kritik üyelerinden biri olan Türkiye’de demokrasinin alacağı yön, ittifakın geleceğini de doğrudan etkileyecektir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan artık yalnızca demokrasiyi geriletmiyor. Muhalefet partilerinin kâğıt üzerinde varlığını sürdürdüğü, ancak iktidara gelmelerinin fiilen imkânsız hale getirildiği yeni bir siyasi düzen inşa etmeye çalışıyor.”

“KIRILMA NOKTASI 2024 YEREL SEÇİMLERİ OLDU”

“Bu sürecin kırılma noktası 2024 yerel seçimleri oldu. O seçimlerde eski partim Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisi olurken, Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi de 2002’den bu yana ilk kez ülke genelinde seçim kaybetti. Sandıktan çıkan bu sonuç, iktidarın görmek istemediği gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koydu: AKP, demokratik seçim yoluyla yenilebiliyordu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş ve yeni kuşak siyasetçilerle birlikte Türkiye’yi yönetmeye hazır güçlü bir demokratik alternatif oluşturduk. İktidar ise buna sandıkta cevap vermek yerine yargıyı devreye sokmayı tercih etti.

Partimizin yönettiği belediyeler peş peşe soruşturmalarla hedef alındı. Otuzdan fazla belediye başkanımız gözaltına alındı ya da tutuklandı. Ardından Türkiye demokrasi tarihinde benzeri görülmemiş bir adım atıldı. Tartışmalı bir mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı görevimden uzaklaştırıldım ve Erdoğan karşısında defalarca seçim kaybetmiş selefim yeniden göreve getirildi.

İzlenen yöntem son derece açıktı: Önce cumhurbaşkanlığı yarışındaki en güçlü rakibi devre dışı bırakmak, ardından muhalefet belediyelerini hedef almak ve son aşamada yargı eliyle muhalefetin kendisini yeniden şekillendirmek.”

“YENİ PARTİ” MESAJI

“İşte bu nedenle 24 Temmuz’da 91 milletvekili olarak Yeni Parti’yi kurduk. Bugün Yeni Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin en büyük muhalefet grubudur. Partimiz, Türkiye’nin farklı siyasi geleneklerinden gelen demokratları ortak bir ilke etrafında buluşturuyor: İktidarlar hukuka hesap vermeli ve hukuku kendi iktidarlarını korumanın aracı haline getirmemelidir.

Tam da bu nedenle Avrupa’nın yaşananları dikkatle okuması gerekiyor.

Bugün Türkiye’nin NATO açısından taşıdığı stratejik önem belki de hiç olmadığı kadar büyüktür. Ordumuzun gücü, coğrafi konumumuz ve Karadeniz’e açılan kapıyı kontrol ediyor oluşumuz Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş ve Orta Doğu’daki istikrarsızlık nedeniyle her zamankinden daha kritik hale gelmiştir.

Ancak Türkiye’nin stratejik öneminin artması, demokrasinin gerilemesini görmezden gelmenin mazereti olamaz. Tam tersine, Türkiye ne kadar stratejik hale geliyorsa, kurumlarının gücü, hukukun üstünlüğü ve öngörülebilirliği de o kadar önem kazanıyor.

Türkiye uluslararası alanda en güçlü konumuna, demokratik kurumlarının daha sağlam olduğu ve Avrupa ile ilişkilerinin daha güçlü seyrettiği dönemlerde ulaşmıştır. Bugün ise yargı bağımsızlığı ciddi biçimde zayıflamış, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulanmaz hale gelmiş, halkın oylarıyla seçilen belediye başkanları mahkeme kararlarıyla görevlerinden uzaklaştırılmaktadır.

Ne yazık ki Batı başkentlerinde bütün bunlar bir uluslararası güvenlik meselesi değil de yalnızca insan hakları başlığı altında değerlendiriliyor. Oysa bu yaklaşım büyük bir yanılgıdır.”

“AVRUPA CİDDİ BİR ÇELİŞKİYLE KARŞI KARŞIYA”

“Türkiye otoriterleştikçe stratejik önemini kaybetmez. Ama güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini kaybeder. Kurumlar zayıfladıkça dış politika kişiselleşir, ittifaklar ortak değerlerden çok kısa vadeli çıkarlara dayanır ve ani yön değişiklikleri daha olası hale gelir.

NATO’nun kurucu antlaşması üyelerini yalnızca ortak savunmaya değil demokrasiye, bireysel özgürlüklere ve hukukun üstünlüğüne de bağlı kalmaya çağırmaktadır. Eğer bu ilkeler stratejik açıdan vazgeçilmez görülen ülkeler söz konusu olduğunda ikinci plana itilirse, NATO ortak değerler üzerine kurulmuş bir ittifak olmaktan çıkar ve yalnızca jeopolitik çıkarların belirlediği bir askerî ortaklığa dönüşme riskiyle karşı karşıya kalır.

Bu kaygı teorik değildir. İttifakların temelinde güven vardır. Güven ise ancak siyasi iktidarı sınırlayabilen güçlü kurumlarla mümkündür.

Bugün Avrupa ciddi bir çelişkiyle karşı karşıyadır. Bir yandan Türkiye’ye askerî açıdan her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyarken diğer yandan Türkiye’nin demokratik kurumları her geçen gün daha fazla zayıflıyor. Birinci gerçeği gerekçe gösterip ikincisini görmezden gelmek bu sorunu çözmeyecek, tam tersine daha da derinleştirecektir.

Burada asıl tehlike Türkiye’nin Batı’dan kopması değildir. Güvenliğimiz de ekonomimiz de tarihimiz de Avrupa ve transatlantik ittifakıyla iç içe geçmiştir. Gerçek risk, Türkiye’nin Batılı kurumların içinde kalmaya devam ederken dış politikasını giderek daha fazla günlük pazarlıklara ve kısa vadeli çıkarlara göre şekillendirmesidir. Böyle bir Türkiye ne bizim çıkarımıza olur ne de müttefiklerimizin.

YENİ Parti olarak biz farklı bir gelecek öneriyoruz. Türkiye’nin yönünün demokrasilerden yana olduğuna inanıyoruz. Avrupa’yı dinin, etnik kökenin ya da medeniyetin belirlediği kapalı bir kulüp olarak değil ortak değerler etrafında buluşmuş bir siyasi topluluk olarak görüyoruz. Türkiye de bu topluluğa yalnızca askerî gücüyle değil güçlü demokrasisi, dinamik toplumu ve kurumlarıyla katkı sunabilir.”

“MÜTTEFİKLERİMİZDEN TÜRKİYE’NİN SİYASETİNİ BELİRLEMELERİNİ İSTEMİYORUZ”

“Türkiye’nin demokratik geleceğine elbette Türk milleti karar verecektir. Biz müttefiklerimizden Türkiye’nin siyasetini belirlemelerini istemiyoruz. Beklentimiz çok daha basit: Demokratik gerilemenin hiçbir stratejik sonuç doğurmadığını varsaymaktan vazgeçmeleri.

Çünkü Avrupa’nın geleceği Türkiye’de demokrasinin geleceğinden ayrı düşünülemez.

Batı, onlarca yıl boyunca Türkiye’nin demokratik gelişimi ile stratejik önemini birbirini tamamlayan iki unsur olarak gördü. Bugün ise bunları birbirine rakip iki çıkar gibi değerlendirmeye başladı. Oysa bu Türkiye’nin gerçekliğini yanlış okumaktır.

Avrupa’nın önündeki soru, Rusya tehdidiyle, Orta Doğu’daki istikrarsızlıkla ve giderek belirsizleşen uluslararası düzenle mücadele ederken Türkiye’deki demokrasiye önem verip veremeyeceği değildir. Asıl soru şudur: Avrupa uzun vadede buna kayıtsız kalmayı gerçekten göze alabilir mi?”

The post Özgür Özel’den Le Monde’a çarpıcı yazı: ‘Bu sürecin kırılma noktası…’ first appeared on Kilis Egitim.

Post navigation

Previous Tesla ve SpaceX kendi yapay zeka çiplerini üretecek: Terafab geliyor
Next 500 tam puan almıştı… LGS birincisi Umut’un tercihi belli oldu

Related Stories

Yaşar Bonomo kimdir, ne iş yapar? Can Bonomo’nun babası Yaşar Bonomo hayatını kaybetti

Yaşar Bonomo kimdir, ne iş yapar? Can Bonomo’nun babası Yaşar Bonomo hayatını kaybetti

18 Ekim 2026
Kanser Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Türleri, Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Kanser Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Türleri, Tanı ve Tedavi Yöntemleri

15 Ekim 2026
Türkiye Yurt Dışından Öğrenci Kabul Sınavı yapıldı

Türkiye Yurt Dışından Öğrenci Kabul Sınavı yapıldı

13 Ekim 2026

Kategoriler

  • Eğitim (439)
  • Ekonomi (104)
  • Haber (203)
  • Sağlık (41)
  • Tanıtım (7)
  • Teknoloji (13)

Son Yazılar

  • Ne Renault ne Hyundai: İşte en az arıza yapan otomobiller
  • İGA İstanbul Havalimanı’na OAG’den “Dünyanın En Bağlantılı Havalimanı” Ödülü
  • İddia: Bakü, başörtüsü yasağını eleştiren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saral’ın görevden alınmasını istedi; Fidan’ın ziyareti durumu kötüleştirdi!
  • 2026 Kış lastiği zorunluluğu ne zaman başlayacak? Kış lastiği zorunluluğu hangi araçları kapsıyor?
  • Yaşar Bonomo kimdir, ne iş yapar? Can Bonomo’nun babası Yaşar Bonomo hayatını kaybetti
  • ABD Savunma Bakanı Hegseth, İran nükleer amaçlarından vazgeçmezse yıkım uyarısı verdi
  • Manisa’da iş cinayeti: Yük asansörünün halatları koptu, işçi yaşamını yitirdi
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sağlıkta atama müjdesi: 38 bin hekim dışı personel alımı yapılacak
  • Trabzon Araklı’da elektrikli otomobilde yangın çıktı, araç kullanılamaz hale geldi
  • Kripto varlık dolandırıcılığından Interpol tarafından aranan ABD’li İstanbul’da yakalandı
  • Trump, hakkındaki tartışmaların artmasının ardından Beyaz Saray Sözcüsü Zacharia’nın görevden ayrılabileceğini açıkladı
  • Kanser Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Türleri, Tanı ve Tedavi Yöntemleri
  • Mutfaktaki aspiratör mahalleliyi sokağa döktü
  • Şanlıurfa’da yolcu otobüsü bagajında 15 bin uyuşturucu hap bulundu, yolcu tutuklandı
  • Şanlıurfa’da yolcu otobüsü bagajında 15 bin uyuşturucu hap bulundu, yolcu tutuklandı
  • İsmail Kartal’dan sürpriz karar: Aston Villa maçı öncesi açıkladı
  • Galler Prensi William, Londra’da çevre eylemini kutlayan Earthshot Ödülü etkinliğine katıldı
  • Bayraklı Belediyesi gıda işletmelerini denetledi, aykırılara idari süreç başlattı
  • Halk TV’ye atanan kayyum sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’na tepki yağdı: Sosyal medya yıkıldı
  • Botoks sonrası zehirlenme alarmı: 16 kişi hastaneye kaldırıldı
  • ABD’nin hayalet oteli Presidential Hotel toplu konut olacak
  • HomePod Mini 2, yeni Apple TV 4K ile birlikte bu hafta geliyor
  • Son dakika | Özgür Özel: Türkiye’nin asıl beka sorunu gıdadır
  • Gaziantepli iş insanı: Şanlıurfa’da ekmeğime çöktüler
  • Sanayi ürünlerine sıkı denetim: 148 ürüne toplatma kararı



Yandex Metrica


You may have missed

Ne Renault ne Hyundai: İşte en az arıza yapan otomobiller

Ne Renault ne Hyundai: İşte en az arıza yapan otomobiller

22 Ekim 2026
İGA İstanbul Havalimanı’na OAG’den “Dünyanın En Bağlantılı Havalimanı” Ödülü

İGA İstanbul Havalimanı’na OAG’den “Dünyanın En Bağlantılı Havalimanı” Ödülü

22 Ekim 2026
İddia: Bakü, başörtüsü yasağını eleştiren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saral’ın görevden alınmasını istedi; Fidan’ın ziyareti durumu kötüleştirdi!

İddia: Bakü, başörtüsü yasağını eleştiren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saral’ın görevden alınmasını istedi; Fidan’ın ziyareti durumu kötüleştirdi!

22 Ekim 2026
2026 Kış lastiği zorunluluğu ne zaman başlayacak? Kış lastiği zorunluluğu hangi araçları kapsıyor?

2026 Kış lastiği zorunluluğu ne zaman başlayacak? Kış lastiği zorunluluğu hangi araçları kapsıyor?

22 Ekim 2026
| DarkNews by AF themes.
esenyurt escort
beylikdüzü escort
avcılar escort
istanbul escort
bahçeşehir escort
beylikdüzü escort